YÖRESEL TÜRKÜLERİMİZ

Halk müziği ve dansları açısından Dursunbey yöresi Batı Anadolu özelliklerine sahiptir. Halk oyunları bölgelerinden Zeybek bölgesi içindedir. Türküler genellikle hareketli, neşeli, espri içeriklidir.

Köyümüzde söylenen türküler ve oyun havaları; Dursunbey türküleriyle, Balıkesir merkez ve diğer ilçelerin türküleriyle benzerlikler taşıyor. Ancak ilçemiz türküleri Balıkesir türkülerinden çok Bursa'nın Keles, Orhaneli ve Kütahya'nın Simav, Tavşanlı ilçeleri ile daha çok benzerlik gösteriyor. Oynanan oyunlar ve söylenen türküler Tavşanlı, Keles yöreleri ile aynıdır.

1-Dursunbey'in Hanları
2-Gazelliden Geçti Tren
3-Aşağıdan Çıktı Bayrağın Ucu
4-Menekşe Buldum Derede
5-Azime
6-Şerife’m
7-İğde Dalı
8-Sarı Karınca
9-Kayalıca'nın Taşları
10-Akpınar
11-Acem şalı Belinde
12-Çekirgem Uçar Gider
13-Alaçamın Bayırı
14-On Yedili Fadime'm
15-Kıyıdan Gel Kıyıdan
16-Ceza Yeri ( Cezayir )
17-Kızılcıklar Oldu Mu?

18-Gelin Ağlatma Türküsü
19-Şu Derenin Taşları
20-Sabahtan Kavuştum
21-Kuyu Dibi Derinden
22-Asmalı Pencere
23-Havuzu Dolandırma
24-Sağırlar Havası ( Koca Hava)
25-Yağsın Yağmurlar
26-Alçak ceviz Dalları
27-İki keklik Türküsü
28-Sohbet Övgüsü
29-Hava Gelin
30-Yağmur yağıyor Yağmur
31-Kara Köyün Armudu
32-Ayva Çiçek Açmış
33-Yılanı Yılanı Türküsü
34-Evleri Var Üst Başta
35-Aldı Dereleri Tüfek Yangısı
36-Emine’min Çam dibinde Sesi Var
37-Koca Kuşun Yüksektedir Oyunu
38-Kiremit Bacaları

Bu türküleri düğün ve derneklerimizde söyleriz.
Bu türküler, en çok bilinen ve çalınıp söylenen ve oynadığımız türkülerimizdir. Bu türkülerin her birinin de kendine göre ayrı oyunu var. Oyunlar hızına göre tüllek, geviştirme, menekşe, serenler, sini gibi adlar alıyor. Köyümüzde ve Dursunbey yöresinin genelinde Tavşanlı, Simav, Gediz, Orhaneli, Keles, Domaniç, Sındırgı, Kepsut, Bursa ve Denizli yörelerinde çokça sevilen ve oynanan oyun ve türkülerden bazıları da köyümüz yöresinde söylenmektedir. Bunlardan bir kaçı şunlardır:


Süpürgeyi Boyadım
Bursa'nın Ufak Tefek Taşları
Gediz Pazarı
Kar Mı Yağdı
Hereke'nin Bağları

Şimdi bu sözünü ettiğimiz türkülerin sözlerini sıraya kaleme almaya çalışalım;

DURSUNBEYİN HANLARI

Günümüze yakın bir dönemde Şabanlar Köyü'nde gerçek olmuş trajik bir olayın ardından yakılmış ünlü türkümüzdür. Kocasını öldürüp cesedini çalı dibinde çürümeye terk eden Katil Zeynep'in öyküsü. Türkünün sözleri Katil Zeynep'in sonunun ne olduğunu açıkça gösteriyor.

Olay şöyle gerçekleşir. Zeynep Şabanlar köyünden bir kızdır. Aynı anda hem İbrahim Gezer ile hem de dede Mehmet lakaplı Mehmet ile gönül eğlendirir. Sonunda Mehmet’le kaçar ama Mehmet’in annesi kızı istemez ve Mehmet bu işten vazgeçer. Zeynep’i bir intikam hırsı basar. Bu sebeple İbrahim Gezer’i kandırarak koyun otlatmak maksadıyla koyunları yaya Mehmet’in yanına varırlar. Zeynep Mehmet’i lafa tutar. İbrahim de arkadan gizlice yaklaşarak Mehmet’i bıçakla öldürür. İkisi birlikte Mehmet’in ölüsünü çamların dibine gömerler. Zeynebi gizlice takip eden İbrahim, Zeynep’in amcası Molla Çerkez Ali ‘Mehmet’i İbrahim tek başına öldürdü’ deyip bu işten kurtul derken duyar.

Mehmet bu işin ortaya çıkacağını anlayarak tüfeğini doldurup köyün dışına çıkar. Ayak parmağıyla tetiğe basarak intihar eder. Zeynep sıkıştırılınca her şeyi itiraf eder. Ölen Mehmet de gömüldüğü yerden çıkartılarak tekrar defin işleri yapılır. Zeynep tahkikat ve mahkeme sonucu yaşının küçüklüğü sebebiyle 10 yıl hapiste yatar.

Türkünün sözleri şöyle:

 

Dursunbey'in hanları
Şıngırdaklı camları
Bizim için yapılmış
Balıkesir damları

Koyunların sürüsü
Arkada kaldı birisi
Çifte de yengeler arıyor
Çam dibinde ölüsü

Tüfeğimin kancası
Çerkez Ali amcası
Gidi gâvur katil Zeynep
Karakol eğlencesi

 

Arpaların demedi,
Koyunları meledi,
Gidi gâvur katil Zeynep,
Nerelere koydun Mehmet’i.

 

Derelerde durdular,
Kavilleri kurdular,
Zeynep ile İbrahim,
Mehmet’imi vurdular.

 

GAZELLİDEN GECTİ TREN

 

Dursunbey'e bağlı, İzmir-Kütahya demiryolu üzerinde bulunan ve köyümüz akbaşların merasında bulunan Gazellidere Köyü yakınlarındaki Değirmen Deresi mevkilerinde, 1964 yılında meydana gelen bir tren kazasının ardından söylenmiş türküdür.

 

Olay şöyledir. Ankara İzmir seferini yapmakta olan ekspres treninin 3-4 vagonu Akçagüney köyü yakınındaki demir köprüde raydan çıkar. Raydan çıkan tren köprüden aşağı yuvarlanır. Ölü ve yaralılar meydana gelir. O kadar çok ölü olmuş ki yağmur yağınca su aktığı gibi dereden kan aktığı söylenir. Kazadan sağ kurtulanlarla yakın köyden kazayı ilk görüp gelenlerden niyeti kötü olanlar, insanların ceplerindeki paraları ve kadınların kollarındaki bilezikleri çalıyorlarmış. Hatta bunun için ölü kadınların kollarını kesiyorlarmış. Sonra iyi niyetli olanlar yetkililere haber ulaştırmış ve kurtarma çalışmaları başlamış. 60-70 metre yüksekliği olan demir köprünün altından yaralılar kurtarılmış, ölüler de çıkarılarak defin işlemleri yapılmış. Günün anısına bu türkü yakılmış.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Gazelli’den  geçti  tren  bozuldu
Anlımıza  kara  yazı  yazıldı.
Ağla ay anam ağla kara kara kuzuna
Yürekler dayanmaz  körpe  kuzuna.

Mezarımı Dursunbey’e kazdılar
Etlerimi sandıklara koydular
Öldüğümü hep dostlarım duydular
Ağla  aynam   ağla  kara  kara  kuzuna
Yürekler  dayanmaz  körpe  kuzuna

Dada  ile  gazellinin   arası
Çok mu  derin şef tirenin yarası
Zehir oldu sirkecinin   parası
Ağla ay anam ağla kara kara kuzuna
Yürekler dayanmaz körpe kuzuna

 

 

AŞAGIDAN ÇIKTI BAYRAĞIN UCU

 

Düğünlerimizde bayrak çekme ve bayraktarlık olayı vardır. Gelin almaya gelirken, gelin alma alayını gözleyenlerin arasındaki, belli ki bir Fadime’ye sevdalı bir delikanlının dilinden söylenmiş bir türkümüzdür. Türkünün değişik söz versiyonları olduğunu biliyoruz.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Aşağıdan çıktı bayrağın ucu
Belinde sallanır çevrenin ucu
Sen benimsin ben seninim en gücü.

Amman amman Fadime’m yazmayı oyaladın mı?
Kalem gibi parmakların kınaladın mı?
Amman amman Fadime’m dağlar dağlıyor beni
Sevdiğim ellere salıyor beni.

Bir yakadan bir yakaya bakılmaz
Elin sevdiğine nişan aman takılmaz
Gonca güller olsa başa takılmaz

Amman amman Fadime’m yazmayı oyaladın mı?
Kalem gibi parmakların kınaladın mı?
Amman amman Fadime’m dağlar dağlıyor beni
Sevdiğim ellere salıyor beni.

 

MENEKŞE BULDUM DEREDE

 

Dursunbey, Bursa, Keles, Orhaneli, Domaniç yörelerinin ünlü bir türküsüdür. Türkünün konusu eski bir aşk öyküsüdür. Dere kenarında rastladığı güzel bir Yörük kızına sevdalanan bir yiğidin aşkını anlatıyor. Bursa yöresi, köyümüz Akbaşlar’da ve ilçemizin Kızılöz, Sarnıç gibi diğer köylerinde bu türkü "tüllek" tarzında hoplanarak oynanan hızlı bir oyundur. Kadınların da oynar erkeklerin de oynadığı bir oyundur. Hashanlar Köyünde Menekşe Buldum Derede türküsü hızlı oynanmasının yanı sıra, yavaş Teke havası formatında çalınarak, gelin ağlatmada da kullanılır.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Menevşe buldum derede
Sordum evleri nedere
Üç beş güzel bir arada
Sen gel menevşeli gelin

Gelin gelin allı gelin
Al yanağı ballı gelin

Menevşeli boynunu eğmiş
Yapracığı suya değmiş
Seni seven oğlan ölmüş
Sen gel menevşeli gelin

Gelin gelin allı gelin
Annesinin nazlı yari

Menevşesi tutam tutam
Arasına güller katam
Nice gurbet elde yatam
Sen gel menevşeli gelin

Gelin gelin allı gelin
Al yanağı ballı gelin

Menevşesi bitti derler
Kız anadan gitti derler
Anasından giden kıza
Sılayı unuttu derler

Gelin gelin allı gelin
Annesinin nazlı yari

Karadeniz’e uğradım
İçine şeker doğradım
Yar söyledi ben ağladım
Sen gel menekşeli gelin

AZİME TÜRKÜSÜ

Bu da Balıkesir'in dağ yöresi olarak ifade edilen Dursunbey, Bigadiç, Sındırgı yörelerinin ünlü bir türküsüdir.

Türkünün sözleri şöyle:

 

Azime'nin avlusunda kuyusu
Azime de kaymakların koyusu.

Aman aman Azime’m
Allah'a yalvar Allah'a
Bu güzellik sendeyken
Oynatırlar vallaha

Azime'nin avlusunda kuyu var
Azime'nin türlü türlü huyu var

Aman aman Azime’m
Allah'a yalvar Allah'a
Bu güzellik sendeyken
Oynatırlar vallaha

Azime'nin avlusundan geçmeli
Azime'den nasıl nasıl geçmeli

Aman aman Azime’m
Allah'a yalvar Allah'a
Bu güzellik sendeyken
Oynatırlar vallaha

ŞERİFEM

Yöremizin en ünlü türkülerinden birisidir. Günümüzden yıllar önce Şerife adlı bir güzelin işlediği cinayeti, kocasını nasıl öldürdüğünü anlatan bir türküdür. Literatürde Tavşanlı türküsü olarak geçse de Dursunbey çıkışlı bir türkümüzdür.  Bu türkümüzün Tavşanlı, Domaniç, Keles, Orhaneli yörelerinde çok sevilen ve oynanan bir oyunu vardır. Türküde okuyacağınız "İsmil" İsmail'in yöremizde söylenişidir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

Koymat'ın dereleri
Şerife'nin sineleri
Koca İsmil'e sen açtın yar
Şerife'm sen yaktın beni
İyi olmaz yareleri


Goymat’tan geçer iken
Suların içer iken
Beni arkadan vurdular
Şerife’m öldürttün beni
Sokaktan geçer iken


Şerife'm yola yürüdü
Al paçayı sürüdü
Koca İsmil'in ölüsü de
Şerife'm sen yaktın beni
Çit içinde çürüdü

Silahları patladı
Şerife yorgan katladı
Beni vuranı gördüler
Şerife’m öldürttün beni
Komşuları sakladı

 

Penceresi parmaklı
Şerife'm elma yanaklı
İstedim de vermedin ya
Şerife'm sen yaktın beni
Malın çok mu kıymatlı

 

Penceresi damaklı,
Şerife’m elma yanaklı
İstedim de vermedin yar,
Şerife’m öldürttün beni,
Kızın çok mu gıymatlı.



İĞDENİN DALI

 

Dursunbey-Tavşanlı-Balıkesir yörelerinin ünlü ve neşeli bir türküsüdür. Dursunbey çıkışlı bir türküdür. Kadınlar tarafından oynanan bu oyuna oynama hızı açısından "Tüllek" deniyor.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

İğde dalı ah iğdenin dalları
Sapsarı çiçek aman aman sapsarı çiçek
Orta yerde oynayanlar
Evvelden köçek aman aman evvelden köçek

İğde dalı ah iğdenin dalları
Yerde değil mi aman aman yerde değil mi
Senin gönlün aman yarim
Bende değil mi aman aman bende değil mi

İğde dalı ah iğdenin dalları
Basmaya gelmez aman aman basmaya gelmez
Elin kızı nazik olur
Bakmaya gelmez aman aman bakmaya gelmez

İğde dalı ah gevrek dalları

Basmaya gelmez aman aman basmaya gelmez

Elin kızı nazik olur

Kümeye gelmez aman aman küsmeye gelmez


İğde dalı ah gevrek dalları

Elimde kaldı aman elimde kaldı 

Elin kızı güzel imiş

Gözümde kaldı aman aman gözümde kaldı.

 

İğde dalı ah iğdenin dalına
Atayım urgan aman aman atayım urgan
O yar benim olursa
Keseyim kurban aman aman keseyim kurban 

Yüce dağ başına da a gelin harman olur mu?

Aman aman harman olur mu?

Alıcı dertlere de a gelin derman olur mu┐2

Aman aman derman olur mu?                  ?

 

Çıktım tepenin düzüne alt yanım harman

Aman aman alt yanım harman

Bir şifa iğde vir bağa a gelin dertlerime derman┐2

Aman aman dertlerime derman         

 

SARI KARINCA(SERENLER) TÜRKÜSÜ

 

Balıkesir yöresinin ünlü türkülerinden birisidir. Düğünde bayramda kızların yerinde duramayıp oynadığı türkünün asıl adı Sarı Karıncadır. Köyümüz akbaşlar ve Sarnıç Köylerinde "Serenler" olarak anılıyor.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Evlerinin önü sarı karınca aman sarı karınca
Oynan kızlar oynan bayram gelince aman bayram gelince.

Serenler serenler yüksek serenler aman yüksek serenler
Alçak evden yüksek eve girenler aman eve girenler

Evlerinin önü duttur geçilmez aman duttur geçilmez
Dudun yaprakları sıktır seçilmez aman sıktır seçilmez

Evlerinin önü badem avlusu aman badem avlusu
Gel dedim gelmedi ana kuzusu aman ana kuzusu.

 

KAYALICANIN TAŞLARI TÜRKÜSÜ ( Zeybek )

 

Dursunbey yöresine özgü bir zeybek oyunu olan Kayalıca'nın Taşları Türküsü acılı bir olayın ardından yakılmış bir türküdür aslında. Zeynep adlı bir güzele olan aşkı ve Zeynep'in zamansız ölümünü anlatan bu türkünün ilginç figürlerle, iki kişinin hiç şaşmadan birbirini tutan hareketleriyle oynanan bir oyunu vardır. Harika ve özgün bir zeybek oyunudur. Dursunbey Aşağı yağcılar köyü çıkışlı bir türkümüzdür.

 

Bu türkü için söylene olaylardan birisi şöyledir. Dursunbey’in Yağcılar köyünden ailesi tarafından istemediği birisiyle nişanlandırılan Zeynep, Çürük Halil’e sevdalıdır. Halil birkaç kez istemiştir. Ailesi kaçar diye Zeynep’i kontrol altında tutmaktadır. Çürük Halil onların gözünde işe yaramaz ve bela bir adamdır. Kızın gözündeyse yiğit mi yiğit, cesur mu cesur ve tapılacak bir adamdır. Zeynep her seferinde bir yolunu bulup atlatır ağabeylerini ve gider Sevgilisiyle buluşmaya. Ağabeyle bunu öğrenir ama Çürükle Kavgaya tutuşmaktan çekinirler. Birde köylü duyarsa kardeşlerini alan olmaz diye çekinirler. Çareyi kardeşlerini öldürmekte bulurlar. İsmailler ile yağcılar köyleri arasındaki Kayalıca Kayalarından atarlar kız kardeşleri Zeynep’i.

 

Zeynep’in ölümü acıtır, dokunur insanların yüreklerine. Türkü yakarlar ardından sevdalarını yaşamayan âşıklar. Ve yaktıkları türkülerin Alaçam dağlarının üç yüzünden de duyulur yankıları. Bu türkülerden en bilineni aşağıdaki türküdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Kayalıca'nın taşları
Sarı da sarı saçları
Dinmedi mi a güzelim
Ela gözün yaşları

Sarı da saçlı Zeyneb’im
Al gelinler olmadın
Gençliğine doymadın

Peynir yedi dediler
Kendisi ölmüş dediler
Cenazeni kaldıranlar
On beş altın yediler

Sarı da saçlı Zeyneb’im
Al gelinler olmadın
Gençliğine doymadın

 

AKPINAR TÜRKÜSÜ

 

Türkünün hikâyesi şöyledir: Sındırgı İlçesi Işıklar Köyü’nde yaşayan, köyün ve çevrenin en güzel ve alımlı kızı olarak bilinen Al yanak Emine adlı bir kız vardır. Emine köyden sevdiği gençle bir gün nişanlanır ve ardından genç askere gider.

O zamanlarda Mehmet Efe denilen ve dağlarda gezen bir eşkıya vardır. Zaman zaman köylere inen Mehmet Efe bir gün Işıklar Köyü’ne iner o sırada Akpınar’da arkadaşlarıyla su doldurmaya gelen Emine’yi görür ve sevdalanır. Emine’yi ailesinden isteyen Mehmet Efe nişanlı olduğunu öğrenir. Kızı alamayacağını anlar. Buna rağmen sevdası gün geçtikçe çoğalır. Hatta Emine’yi kaçıracağını bile söyler. Emine’nin ailesi kızlarını sakarlar. Mehmet Efe’nin Emine’nin sevdasından sık sık köye indiğini duyan jandarma, bir gün pusu kurarak Mehmet Efe’yi öldürür. Mehmet Efe ölmeden önce Emine’ye duyduğu sevdasını dile getirmiş ve dilden dile dolaşarak günümüze de türküsü gelmiştir.

 

 

Akpınar yapısına
Gün doğmuş kapısına
Eminem çiçek yollamış
Bayıldım kokusuna

Eminem Emine’m elma üzüm yer misin?
Karakola varınca kendim kaçtım der misin?

Akpınar'a varayım
Emine’mi göreyim
Emine’min yollarına
Canlar verip öleyim

Eminem Emine’m gül kokusu değil mi?
Nereye varsan kostak gelin el kokusu değil mi?

Akpınar'ım akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Hep çiçekler açmış ama
Eminem gibi kokmuyor.

Eminem Emine’m ne dedim de darıldın
Geceleri uykumda da geldin geldin sarıldın.

 

ACEM ŞALI BELİNDE TÜRKÜSÜ

 

Bu da Dursunbey ilçemiz ve Bursa'nın dağ yöresi ilçelerindeki Orhaneli, Keles, Harmancık, Büyükorhan yörelerinde de söylenen ve oynanan bir türküdür. Bu da Halime adlı bir kıza olan aşkı anlatıyor.

Türkünün sözleri şöyle:


Dereler doldu taş ile
Gözlerim doldu yaş ile
Ben nerelere gideyim a yarim dayanamıyom
Bu gülmedik baş ile

Acem şalı belinde
Bir ucu da Halime'nin elinde
Halime de benim olmazsa a yarim sabah oluyor
Durmam Dursunbey'in köylerinde

 

ÇEKİRGEM UÇAR GİDER

 

Yöremize ait türkülerin bazıları da geçmişte insanlar üzerinde önemli etki bırakmış olayların ardından söylenmiş türkülerdir. Çekirge türküsü de bu türkülerden birisidir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında yöredeki köylerden genç erkeklerin savaşa alınması, gelinlerin genç yaşta dul kalması ve yörede baş gösteren ve çok zarar getiren çekirge istilasını anlatan bir türküdür.

Oynanan herhangi bir oyunu yoktur. Oyuna uyarlanacak olursa bu zeybek tarzında bir oyun olur. Dursunbey yöresi türkülerimizdendir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Çekirge alabacak,   

Devlet asker alacak,

Devlet asker alınca, dalgalı yeşilim,

Kızlar kime kalacak.                         

  

Çekirge uçar gider,   

Kanadın açar gider, 

Kör olası çekirge, dalgalı yeşilim  

Ekini biçer gider.                           

 

Seferberlik gün oldu,

Mısır koçağı un oldu,

Sağır sultan gününde, dalgalı yeşilim

Döşek yüzü don oldu.                          

 

ALAÇAMIN BAYIRI

 

Dursunbey’in alaçam dağı yöresi köylerinden birinde bir genç âşık tarafından, ilk olarak sevgilisi Ayşe için söylenmiştir. Tüm Dursunbey köylerinde sevilerek dille gelmiş olan Dursunbey ilçemizin güzel ve meşhur türkülerinden biridir. Barana ekibinin de söylediği güzel bir türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Alaçam'ın bayırı
İçindedir çayırı
Gâvur anan var iken Ay Ayşe’m
İkimizi ayırı

Yeşil taksi geliyor
Dağı taşı deliyor
Ablan gelin oluyor ay Ayşe’m
Sıra sana geliyor

Çeşme yaptım burmalı
Burmasını kırmalı
Dursunbey'in yoluna ay Ayşe’m
Demir köprü kurmalı

Kuyu dibi düz dibi
Suyun içtim buz gibi
Boşan da gel kocandan ay Ayşe’m
Düğün edem kız gibi

 

ON YEDİLİ FADİME’M

Bursa Keles yöresinin ünlü bir türküsüdür. Köyümüz ve civar köylerde de olduğu gibi ilçemizin çoğu köylerinde de çok sevilen bu türkü mahalli sanatçıların kasetlerinde bulunuyor. Düğünlerde erkeklerin oynadığı güzel de bir oyunu var.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Arpa da ektim olacak
Aman da on yedili Fadime'm
Dertlerin beni alacak.
İkimizin sevdası
Aman da on yedili Fadime'm
Mahşere mi kalacak.

Sevsem uyanmaz
Sarsam uyanmaz
Gecelerin ayazına da
Canlar dayanmaz.

Arpa da ektim gül bitti
Aman da on yedili Fadime'm.
Dalında bülbül öttü
Fadime'm senin yoluna
Aman da on yedili Fadime'm
Bin beş yüz altın gitti.

Sevsem uyanmaz
Sarsam uyanmaz
Gecelerin ayazına da
Canlar dayanmaz.

KIYIDAN GEL KIYIDAN

 

Dursunbey yöremizin güzel türkülerinden birisi de Bindim Atın Birine diye başlayan kıyıdan gel kıyıdan türküsüdür. Tahmin odur ki; Rumeli’ne askerlik görevi icabı geçen bir aşığın köyüne döndüğünde sevdiği kızın evlenmiş olduğunu öğrendikten sonra sevdasını, düşlerini ve hislerini dile getirdiği bir türküdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Bindim atın birine
Geçtim Urum eli’ne
Rumeli'nin gızları(kızları)
Çakır ela gözleri

Kıyıdan kıyıdan kıyıdan gel
Ortası çamur kıyıdan gel
Aman sen benimsin kucağıma gel.

Bahçede erik dalı
Dibinde gördüm yâri
Sen otur ben söyliyem
Başıma gelen hali.

Kıyıdan kıyıdan kıyıdan gel
Ortası çamur kıyıdan gel
Aman sen benimsin kucağıma gel.

Gedikten aşan gelin
Al yeşil kuşan gelin
Eğer beni seviyosan
Kocandan boşan gelin.

Kıyıdan kıyıdan...

 

 

CEZA YERİ (CEZAYİR) TÜRKÜSÜ

 

Bu türkünün hikâyesini kısaca söyle özetleyebiliriz. Cezayir uzun yıllar Osmanlı toprağı olarak kalmış ve sonrasında 1828 de Fransızlar, Osmanlının Rusya ile savaşmasını fırsat bilerek Cezayir’e asker çıkarması yapmıştı. Burada uzun ve kanlı savaşlar oldu. Anadolu'dan giden binlerce askerimiz buralarda şehit oldu.

Cezayir, Anadolu insanında büyük üzüntüler yaratmıştır. Burada ölen binlerce gencimize, elden çıkan güzelim ülkeye Anadolu'nun en batısından en doğusuna kadar, Cezayir Türk gençlerine ceza yeri oldu anlamına da gelebilecek türde her yerde ağıtlar yakılmıştır. Balıkesir'den Bitlis'e kadar her ilimizde, Cezayir'in anısına türküler söylenip, halaylar çekilir olmuştur.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Cezayir’in harmanları savrulur,

Savrulurda sol yanına devrilir,

Sarı buğday samanından ayrılır, Cezayir meydan yeri.

 

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı, Cezayir meydan yeri.2                                                               

                                                                   

Cezayir’i dün ikindin bastılar,

Camilere çifte çanlar astılar,

Koç yiğitleri kurban diye kestiler, Cezayir ölüm yeri.

 

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı, Cezayir meydan yeri.2

 

Gemilere çürük tahta dayanmaz,

Gaflet bastı koç yiğitler uyanmaz,

Aman Allah buna canlar dayanmaz.

 

Sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı, Cezayir meydan yeri.2

 

KIZILCIKLAR OLDU MU? TÜRKÜSÜ

 

Dursunbey yöremizin güzel türkülerinden birisi de “Kızılcıklar Oldu mu?” türküsüdür. Çıkış noktası hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamasak ta, yöremizde aşk üzerine yazılmış sıkça söylenen türkülerden biridir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Gızılcıklar oldu mu selelere doldu mu?

Gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu?

Mendili eline mendil verim geline

Kara kına yollamış yar benim ellerime

 

Tabakası aynalı şu oğlana varmalı

Oğlan pek güzel ama anası olmamalı

Mendili eline mendil verim geline

Kara kına yollamış yar benim ellerime

 

GELİN AĞLATMA TÜRKÜSÜ

 

Balıkesir Dursunbey yöresinin Hashanlar Köyü başta olmak üzere, Karakeçili Yörük köylerinde söylenen derleme bir gelin ağlatma ezgisidir. Kına yakmanın ardından gelinin yakınları türkü sözleri ile tek tek çağrılır ve gelin ağlatılır. Her akrabaya göre sözler uyarlanmıştır. Akraba sayısına göre türkü uzatılır.

Türkünün sözleri şöyle:

Çattılar kazan taşını ney ney ney
Vurdular düğün aşını ney ney ney
Ünnen gelsin anasını ney ney ney (ünnen : çağırın)
Anasız kız gelin olmaz ney ney ney


Gider yolun arasına ney ney ney
Biner atın karasına ney ney ney
Ünnen gelin halasına ney ney ney
Halasız kız gelin olmaz ney ney ney


Gider yolun yoncasına ney ney ney
Biner atın incesine ney ney ney
Ünnen gelin yengesine ney ney ney
Yengesiz kız gelin olmaz ney ney ney

 

ŞU DERENİN TAŞLARI                    

 

Dursunbey yöremizin güzel türkülerinden birisi de “Şu Derenin Taşları” türküsüdür. 16.09.1967 tarihinde TRT tarafından derlenmiştir. Repertuar. No: 1827 olarak TRT arşivine girmiş bir türküdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

Şu derenin taşları
Ötüşüyor kuşları
Güzel güzel gelinlerin
Gülmez oldu başları
A güzelim bas gidelim.

Bahçede olur iliman (Limon)
Gel otur yanı başıma
Yok mu sende din iman.

Dert çekene baş oldum
Damladım gümüş oldum
Gelin senin yollarına
Yuva dutmaz guş oldum
A güzelim bas gidelim.

Bahçede olur iliman
Gel otur yanı başıma
Yok mu sende din iman.

 

 

SABAHTAN KAVUŞTUM                                            

 

Dursunbey yöresi karşılama ve övgü türküsüdür. Çalgılı düğünlerde davetli olarak düğüne gelen düğüncüleri karşılama esnasında söylenip çalınan türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Sabahtan kavuştum ben bir güzele,

Güzel senin uykuların uçtu mu, uçtu mu?

Uçtu diye yâd ellere düştü mü düştü mü?           

Gülüm bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım.

Evlerinin önü yüksek kaldırım,

Kaldırımdan düştüm beni kaldırın kaldırın,

Tela çorap sıkmış beyaz baldırın baldırın.         

Gülün bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım. 

Evlerine vara gele usandım,

Ayağıma diken battı gül sandım gül sandım,

Elkızını ben kendime yar sandım yar sandım, 

Gülün bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım.

Üç güzel oturmuş yolun üstüne

Selam alır selam verir dostuna dostuna,

Varın söylen evlenmesin üstüme üstüme.           

            Gülün bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım. 

Yüksek hanaylarda kahve pişirir,

Kahvenin köpüğün yere taşırır.

Kınalı parmaklar fincan devşirir.                       

Gülün bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım. 

Yüksek minareden atmış kendini,

Aramışta bulamamış dengini,

Mor menevşeden almış rengini.                           

            Gülün bir tanesin sen Kerem eyle, ben yandım.

(Al siyahım, mor siyahım,(2)

Severler Gülüzar’ı, ben yandım.

(Küçücüğüm nerden gelirsin(2)

Kesafet sen benim olursun, ben yandım.        

 

KUYU DİBİ DERİNDEN                                      

 

Dursunbey yöresi türkümüzdür. Salih Urhan tarafından Balıkesir yöresi türküsü olarak söylenmiştir.  

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Kuyu Dibi Derinden

Suyun içtim serinden

Abdest aldım namaz kıldım oğlan yar

Güzellerin elinden

 

Bahçede erik dalı

Dibine serdim halı

Yenide bir yar sevdim oğlan yar

Boyu karanfil dalı

 

Kızın adı Nazmiye

Hadi gidem gezmiye

Küçükten alışmışım oğlan yar

Güzelleri sevmeye

 

ASMALI PENCERE                                                       

 

Dursunbey yöresi türkümüz olan Asmalı Pencere türküsü 1986 yılında Balıkesir’in Pamukçu köyünde derlenmiş ve kayıtlara MİFAD adına Murat Karabulut tarafından geçirilmiş olarak karşımıza çıkmaktadır. “Seviyorsan al beni içeri” dizesi, karagözlüm al beni içeri diye de söylenmektedir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Merdivenim kırkayak

Kırkına vurdum dayak

Bu gün ben yâri gördüm

Ne el tutar ne ayak

 

Asmalı pencere               

Seviyorsan al beni içere 

Bir o beyi taşlarım

Bir omuzdan bir omuza saçları

              

İki kurnalı pınar

Değsem ellerim donar

Sevdiğimi saramadım

Yüreğim ona yanar

 

Asmalı pencere

Seviyorsan al beni içere

Öperim yanaktan

Vallahi korkmam konaktan

 

Eyme gelin kaşını

Kim bağladı başını

Ayrılan kavuşmaz mı?

Sil gözünün yaşını

 

Asmalı pencere

Seviyorsan al beni içere

Öperim yanaktan

Vallahi korkmam konaktan

 

HAVUZU DOLANDIRMA                                                      

 

Dursunbey yöresinin türkülerinden birisidir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Havuzu dolandırma, dibini bulandırma.(2)

Açıverip gerdanını, ağzımı sulandırma.(2)

 

Yandım yâre, bulamadım çare,

Uğurlar olsun giden o yâre.

Yandım yandım yâre, bulamadım çare,

Uğurlar olsun giden o yâre.

  

Adım başı pahadır, Üstündeki abadır.(2)

Neri gidiyon a Zeynep, bu türküler sanadır. (2)

 

Yandım yâre, bulamadım çare,

Uğurlar olsun giden o yâre.

Yandım yandım yâre, bulamadım çare,

Uğurlar olsun giden o yâre.

 

 

SAĞIRLAR HAVASI(KOCA HAVA)                

 

Dursunbey Sağırlar köyü yöresi türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Bahçelerde eğrelti,

Dibinde yatar tilki,

Kesme benden ümidini,

Nasip oluruz belki.         2

 

 

Evmizin önü susam,

Susamı kendim yolsam,

Bu ölümlü dünyalarda,

Gelin gocan ben olsam.  2

 

 

Ormandan kütük kesme,

 Esme poyrazım esme,

Gabirlere girmeyince, 

Benden umudu kesme.  2

 

 

Yüksek odanın camı,

Acamıyım acamı,

Kuduz köpekler dalasın,

Gelin senin gocanı.         2

 

YAĞSIN YAĞMURLAR YAĞSIN                      

 

Dursunbey İsmailler Köyü yöresinde söylenen bir türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Yağsın yağmurlar yağsın fadimem oyna da gel,

Dumanı göğü ağsın.

Şu ölümlü dünyada fadimem oyna da gel

Âlem sevdiğin alsın.                              2

  

Dala bakır asılmaz fadimem oyna da gel,

Kuru budak yasılmaz.

Karşı karşı konuşmayla fadimem oyna da gel,

Deli gönül yasılmaz.                                2

 

Gidin bulutlar gidin fadimem oyna da gel,

Yârime selam edin

Yârim uykuda ise fadimem oyna da gel,

Ellemen geçin gidin                                  2

 

Yağcıların taşında fadimem oyna da gel,

Duman oynar başında

Bende canı teslim etsem fadimem oyna da gel,

A gız senin başında                                   2

 

ALÇAK CEVİZ DALLARI TÜRKÜSÜ                                

 

Dursunbey yöresi İsmailler köyü menşeli türkülerden birisidir. Kastamonu türküsü olarak da ifade edilmiştir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Alçak ceviz dalları,

Sıva beyaz kolları,

Nerden geliyon a sevdiğim,

Kapamışlar yolları.

 

Yüzüğümün al kırmızı taşı var,

A kız senin ne gülmedik başın var.

 

Evimizin önü çınar,

Hep kuşlar ona tüner,

Sevdiğimi alamadım,

Yüreğim ona yanar.

 

Hadi gidem bizim bağa üzüme,

Sümbül oldu gül sineler gözüme.

 

Bahçelerde mor kelem,

Kelemi dörde bölem,

Ayrı ayrı kabir olmaz,

İkimiz bir ölem.

 

Yüzüğümün al kırmızı taşı var,

A kız senin ne gülmedik başın var.

 

 

İKİ KEKLİK TÜRKÜSÜ

 

Balıkesir’e bağlı Edremit ilçesinin güre köyünün eşrafından kahveci Mehmet Şevket efendinin karısı Şöhret Hanım tarafından oğluna yazılmış bir türküdür. Şöhret hanım zamanın zenginlerinden olduğu için zeytin toplamaya giderken cam topuklu ve rugan ayakkabılar giyermiş. Elbiseleri de oldukça güzel ve diğer köylülerden farklı güzellikte giyinirmiş. Oğulları Zekeriya Sarıkamış’a Enver Paşa komutasında askerliğini yapmaya gitmiştir. Bu sırada ortam karlı olduğu için yol almak amaçlı karları teperlermiş. Zekeriya kar teperlerken kar kuyusuna düşüp şehit olmuştur. Şöhret hanımda ovada kekliklerle söyleşirken bu kötü haberi almıştır.

Keklikler öterken Şöhret hanımda bu türküyü yazar. Ötmede keklik derdim bana yetiyor demiştir. Cam topuklu ayakkabı ve güzel giyindiği için de yazması oyalı kundurası boyalı tanımı gelir. Bu türkümüz bugün, Balıkesir’in tüm yörelerinde söylenmekle kalmaz tüm Türkiye sınırları içinde ve dışındaki Türk yörelerinde söylenir olmuştur.

Türkünün sözleri şöyle:

 

İki keklik bir kayada ötüyor,

Ötme de keklik derdin bana yetiyor

Aman amman yetiyor.

Annesine kara da haber gidiyor.

 

Yazması oyalı kundurası boyalı

Yar benim, yar benim,

Uzun da geceler yar koynunda

Sar beni aman sar beni.

 

 

İki de keklik bir derede su içer,

Dertli de keklik dertsizlere dert açar

Aman amman dert açar.

Buna da yanık sevda derler tez geçer.             

           

Yazması oyalı kundurası boyalı

Yar benim, yar benim,

Uzun da geceler yar koynunda

Sar beni aman sar beni.

 

İki keklik bir kayada yaslanır.

Teke de bıçak gümüş kında paslanır

Aman Amman paslanır.

Bir gün olur deli gönül uslanır.

 

 

SOHBET ÖVGÜSÜ TÜRKÜSÜ       

 

Dursunbey yöresi Barana ekibinin de söylediği türkülerden birisidir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Aşağı mahalle hocası,

Okutur ebcet hecesi,

Gelecek cumartesi gecesi,

 

Sevdiğimdir o, saydığımdır o,

Olacak sohbet senindir.

Senindir vallah billâh senindir.  

Bir o, bir o, bir o,

Gelmiş geçmiş olsun …………. Paşa.

Kadem kadem olsun …………. Paşa.

Bir o, bir o, bir o,

 

Uzun çarşı baştan başa,

Keklik seker taştan taşa,

Sohbet sohbet sahibi ………… Paşa,

Sevdiğimdir o, saydığımdır o,……

Kızıl üzümün turşusu,

Küpüne vurmuş ekşisi,

.................. Has komşusu,

Sevdiğimdir o, saydığımdır o,……

Eşeğim gelir odundan,

Yemeği yenmez tadından,

Yahnisi koyun budundan,

Pabuşcuların muştası,

Karşısındadır ustası,

Bunlar saraylı hastası,

Uzun çarşı çamur olur,

Baklavalar hamur olur,

Sohbet sahibi gâvur olur,

            Sevdiğimdir o, saydığımdır o,……

Koyun gelir kuzu ile

Ayağının tozu ile

On beş ahbap sözü ile,

 

HAVA GELİN                                                

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de hava gelin türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Napalım Hava gelin napalım(2)

Ballara kaymak katalım(2)

Gel seninle sarılalım kaçalım(2)

 

Ovalardan kervan geliyor.(2)

Dertlere derman geliyor.(2)

 

Dağlarda yetişir yaban ardıcı(2)

Dibinde keklik pilici(2)

Dost değil de (yar) yüze gülücü(2)

 

Ovalardan kervan geliyor.(2)

Dertlere derman geliyor.(2)

 

YAĞMUR YAĞIYOR YAĞMUR TÜRKÜSÜ                               

                

Dursunbey yöresi türkülerinden biridir. Barana ekibi tarafından söylenen türkülerden birisidir. 

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Yağmur yağıyor yağmur, Dere tabanlarına.

Anan seni veriyor, Koyun çobanlarına.(2)

Seni nasıl verdiler elin yabanlarına

 

Ağla dedim ağlıyor, ağlamanın günleri.

Bülbül gibi söylüyor Feride’min dilleri.

 

Hasta hane önünde bir kara diken,

Kör olsun dikenleri yollara döken,

Hep ayrılık değil mi boynumu büken

 

Ağla dedim ağlıyor, ağlamanın günleri.

Bülbül gibi söylüyor Feride’min dilleri.

 

Hasta hane önünde çınar ağacı,

Dökülmüş yaprakları kalmış ağacı,

Doktor sende yok mu dur? Feride’min ilacı.

 

Ağla dedim ağlıyor, ağlamanın günleri.

Bülbül gibi söylüyor Feride’min dilleri.

 

 

KARA KÖYÜN ARMUDU       

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Kara Köyün Armudu türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Kara da köyün armudu,

Şirvan buralarda var mı ?

Şirvan’ın tabancası olaydı,

Selvi de boylu Çivan’ım,

Mehmet’i buralarda kor mu du?

 

Aman dereler, yandı yareler,

Kalem kaşlı Hanife’m buralara gel.

Aman mülazım, kardan beyazım,

Dokunmayın güzellere bize ilaazım.

 

Ümmet hapis yatıyor,

Şirvan göbek atıyor,

Hanife de hanımı sorarsan,

Selvi de boylu Şirvan’ım,

Mehmet’in Kollarında yatıyor.

 

Aman dereler, yandı yareler,

Kalem kaşlı Hanife’m buralara gel.

Aman mülazım, kardan beyazım,

Dokunmayın güzellere bize ilaazım.

 

AYVA ÇİÇEK AÇMIŞ TÜRKÜSÜ  

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Ayva Çiçek Açmış türkümüzdür. Barana ekimiz tarafından söylenmektedir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek.(2)

Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek.(2)

(Bana da ettiklerin az mı gelecek.)

Sağ gözüm seğiriyor yar mı gelecek

 

Uyan yarim uyan gel tut elimden

Nasıl ayrılayım tatlı dilinden

Yandım Allah yandın, yandırma beni,

Derin uykulardan kaldırma beni. 

                       

Evlerinin önü vişne fidanı.(2)

Dolanı dolanı buldum odanı. (2)

Hani de bu odanın körpe fidanı.

 

Yandım Allah yandım al kanım akar

Al duvaklı gelin yoluma bakar

Yandım Allah yandın, yandırma beni,

Derin uykulardan kaldırma beni. 

 

Evlerinin önü duttur geçilmez.(2)

Dutun yaprakları sıktır seçilmez.(2)

Anadan geçilir yardan geçilmez.

Nakarat

 

Evlerinin önü bulgur dübeği,(2)

Dübeğe vurdukça oynar yüreği,(2)

Ne sen gelin oldun ne ben güveyi.

Nakarat

 

YILANI ve KIYIDAN GEL

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Kıyıdan Gel türkümüzle karılarak söylenen Yılanı türkümüzdür. Barana ekimiz tarafından söylenmektedir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Yeraltının yılanı yılanı, Gelir dolanı dolanı.

Akşamdan beridir çok söyledik yalanı

Aman vaz geçelim yalandan.

(Dursunbey’de Barana

Haydi gençler oyuna

Barananın gençleri (Koçları)

Kıvrım kıvrım dolana)

 

Bahçelerde gül bahri, aman bahçelerde gül bahri,

Var git ellerin yâri, aman var git ellerin yari,

Sen bana yar olmazsın, aman sen bana yar olmazsın,

Yüzüme gülme bari, aman yüzüme gülme bari.

 

Kıyıdan kıyıdan kıyıdan gel,

Ortası çamur kıyıdan gel.

Aman sen benimsin yanıma da gel aman aman.

                       

Gedikten aşan gelin, aman gedikten aşan gelin,

Al yeşil kuşan gelin, aman al yeşil kuşan gelin,

Kocan çirkin sen güzel, aman kocan çirkin sen güzel,

Gayret et boşan gelin, aman gayret et boşan gelin.

 

Hem sekiver hem döküver.

Kâkülü gerdana yayı yayıver.

Aman sen benimsin yanıma da gel amam aman.

 

EVLERİ VAR ÜST BAŞTA TÜRKÜSÜ

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Evleri Var Üst Başta türkümüzdür. Barana ekimiz tarafından söylenmektedir.

 

Evleri var üst başta,

Mendilim kaldı taşta, (2)

Gel sarılıp yatalım,

Düğün kokusu başta. (2)

                    

Hazeliyim hazeli,

Bağlar döker gazeli, (2)

Rüyalarda görmedim,

Senin gibi güzeli.(2)

 

Pencereden el etti,

Yaktı beni kül etti,(2)

Hiçbir şeyler bilmezdim,

Gâvur gelin öğretti.(2)

 

 

Mendilde payam mısın?

Bu köyde ayan mısın? (2)

Hem çalar hem söylerim,

Sen benim kâhyam mısın? (2)

 

ALDI DERELERİ TÜRKÜSÜ

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de “Aldı Dereleri” türkümüzdür.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Aldı dereleri tüfek yankısı,

Göster Allah göster benim yârim hangisi.2

Benim yârim güzellerin kendisi.

 

Güzelim kibarım yollarımız bir olsun.2

Seni benden ayıranlar kör olsun.

 

Engin derelerin suyu çağlasın,

Dengine düşmeyen kızlar ağlasın.2

Ağlasın da karaları bağlasın.

 

Güzelim kibarım yollarımız bir olsun.2

Seni benden ayıranlar kör olsun.

 

Engin derelerin suyu engine,

Kaderin yok düşmemişsin dengine.

Şimdi rağbet güzel ile zengine.

 

Güzelim kibarım yollarımız bir olsun.2

Seni benden ayıranlar kör olsun.

 

EMİNE’MİN ÇAM DİBİNDE SESİ VAR TÜRKÜSÜ

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Emine’min Çam Dibinde Sesi Var türkümüzdür. Barana ekimiz tarafından söylenen oyun havalarındandır.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Emine’min aman çam dibinde sesi var aman aman, 2

Varın varın bakın bohçasında nesi var,  2

Üç yazmayla aman top püsküllü fesi var aman aman.

 

Aman aman Emine’m kalk gidelim dağlara,     2

Mekan mekan kuralım mor sümbüllü bağlara.

  

Emine kız aman avlulardan hopluyor aman aman,2

Şeker şeker Mehmet arkasından bakıyor.2

Katil köpek aman şu Balat’ı bozuyor aman aman.

 

Aman aman Emine’m kalk gidelim dağlara,    2

Mekan mekan kuralım mor sümbüllü bağlara.

 

KOCA KUŞUN YÜKSEKTEDİR OYUNU

 

Dursunbey yöresi türkülerimizden biri de Koca Kuşun Yüksektedir türkümüzdür. Dursunbey yöresi Oyun Havalarındandır.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Koca kuşun yüksektedir, oyunu aman oyunu.

Vermez bir şahine vermez, payını aman payını.

A gız senin nerelerin vay vay,  nerelerin ah nerelerin.

Harap olmuş gül sinelerin.

            Allı şalvar aman,

            Petekte bal var aman,

            Verirse al gel aman,

            Vermese dön yine yalvar aman.

            Eymelendir yârimi,

            Düğmelendir yârimi,

            Sürmelendir yârimi, Al gel aman.

 

Bir ok attım sivri saza, oda gitti ah yüze yüze.

Sürme çekmiş ela ela göze, gözüne aman gözüne

A gız senin nerelerin vay vay,  nerelerin ah nerelerin.

Harap olmuş gül sinelerin.

                                                                      

Koca kuşun kanadını eğerler aman eğerler
Güzellerin hatırına değerler aman değerler
Yârim senin nerelerin vay vay
Harab olmuş gül gibi tenin

 

KİREMİT BACALARI TÜRKÜSÜ  

 

Sındırgı yöresinde söylenmiş türkülerimizden birisidir.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Kiremit bacaları, geymiş alacaları,

Nerde güzel gelin varsa, gebersin gocaları.(2)

 

            A güzelim bas kibarım, yola gidelim yola,

            Kardan beyaz kollarını dola boynuma dola.

 

Dağda güttüm koyunu, içtim kuyu suyunu,

Kuyumcular mı kesti, yârim senin boyunu.(2)

 

            A güzelim bas kibarım, mercimek savurması,

            Zor mu geldi gâvur gelin, gocandan ayrılması.

 

Koca kuyu bu mudur, içi dolu su mudur,?

Gülüp te geçiverdin, son cevabın bu mudur.(2)

 

            A güzelim bas kibarım, noldu güzelim noldu,

            Köylerimiz ırak emme, sevi aradı buldu.

 

Koca kuyum sarnıçlı, mendilim var yanışlı,

Gelin seni saramadım, oldum ofu danışlı.(2)

 

            A güzelim bas kibarım, sana diyorum sana,

            Kaş altından bakıyorsun dargın mısın sen bana.

 

 

Bunların yanı sıra;

 

BURSANIN UFAK TEFEK TAŞLARI

 

Bursa yöresi türkülerimizdendir. Yöremizde de sıkça söylenen türkülerdendir.

 

Bursa'nın ufak tefek taşları
Keman olmuş o yarimin kaşları
Bir omuzdan bir omuza saçları

A benim esmer güzelim
Yarimle kol kola gezelim

Meşeli dağlar meşeli
İçinde halı döşeli
Kül oldum aşka düşeli

A benim esmer güzelim
Yarimle kol kola gezelim

Hamamın üçtür kurnası
İçinde üç Kız yunası
Üç kızın biri benim olası

A benim esmer güzelim
Yarimle kol kola gezelim

 

SÜPÜRGEYİ BOYADIM                                               

  

Kayıtlarda denizli Acıpayam kaynaklı olarak görünen bu türkümüz Dursunbey yöremizde de söylenmektedir. Eminem, yöre diliyle emnem olarak türküye geçmiştir. Kalıvermiş yöre ağzıyla galıvemiş, koyun kelimesi de goyun olarak geçer türküde. 

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Süpürgeyi boyadım a canım

Kapı ardına dayadım                2

Emnem gelecek diye a canım

Bıyıkları boyadım                     2

  

Ev yaptırdım Kavaktan, a canım

Koyun gelir yolaktan                2

Emnem gebe galıvemiş a canım

Goyun güden çobandan.

 

 

GEDİZ PAZARI TÜRKÜSÜ

 

Naşa'lı Ahmet Çanakkale'de askerdir. Fakat askerliği bir türlü bitmez. Komutan onu bir türlü terhis etmemektedir. O devirde askerliğe yakalanan kolay kolay kurtulamaz. Bu yüzden çeşitli rüşvet olayları dönmektedir. Komutanın istediği parayı getirirse terhis olacağı söylenir. Naşa'lı Ahmet'in Para bulabilmesi için komutan kısa süreliğine izin verir. Naşa'lı Ahmet hazır köyüne gelmişken bir de nişanlanır. Bu arada parayı denkleştirerek geri döner ve komutana verir. Artık terhisini beklemektedir. Fakat beklemesi boşunadır. Aldatıldığını anlayan Naşa'lı komutanını vurur. Kaçar Simav'a gelir. Simav dağlarını kendine mesken tutar.

Genellikle Simav ile Gediz arasında dağlarda yaşayan Naşa'lı Ahmet zaman zaman Gediz pazarında görülür. Simavlılarla yavuklusuna haber gönderir. Bazen de Simav'a inerek yaren toplantılarına katılır.

Hisarköylü Şalgamlar padişahın Kütahya yöresinde güvenliği sağlamakla görevlendirdiği kişilerdir. Naşa'lı Ahmet'i yakalama görevi de onlara verilir.

Naşa'lı Ahmet Efe'nin, Akdağ Yaylası'nda olduğu haberi Şalgamlara gelince, İsmail ve Ali Ağalar iz sürerek Akdağ'ın Turnacık yaylasında bir çepni ile yemek yerken yakalarlar.

Karşılama çok ani olduğundan her iki taraf tetikte ve çok dikkatlidir. Şalgamoğlu Ali ve İsmail, sofraya otururlar. Hava gergindir. Lokmalar ağızda büyür. Bunlar fırsat kollarken Ahmet Efe ve çepni açık vermemeye çalışır. Martinler kucakta, parmaklar tetiktedir. İsmail sağ tarafa oturmuş, tüfeğini Efe'nin böğrüne çevirmiştir. Efe'nin tüfeği ise Ali Ağa'ya çevrilmiştir. Ağı gibi bir aş biter sonunda. Tam ayağa kalktıkları sırada İsmail Ağa, Efe'yi arkadan kucaklar. Ayakları çadır ipine takılır ve yuvarlanırlar. Ali Ağa çepninin tüfeğini alıp Ahmet Efe'ye doğrultur. Efe'yi bağlayıp zaptiyeye haber verirler.

Olay yerine gelen müfreze komutanı Kör Mülazım, "vurun" emri verir. İsmail Ağa öldürülmesine karşı çıkar, önüne durur. "Mahkeme edilsin " der. Fakat arkasında duran Çavuş Uzunalo Deli Mehmet'e engel olamaz. Öldürülen Efe'nin başı Kütahya'ya gönderilir.

Naşa'lı Ahmet Efe'nin Ardından yakılan bu türkünün sözleri şöyle:

 

Hisar köy’den çıktım başım selamet
Akdağ Yaylası'nda koptu kıyamet
Beni de vuran Uzunalo Del-Ahmet

Ne diyeyim ay Ahmet ne diyelim Allah'tan oldu
Bizim bizim kavuşmamız mahşere kaldı


Gediz pazarıdır benim pazarım
Akdağ Yaylası'nda kaldı mezarım
Sağ olaydım şu dağlarda gezeydim

Ne diyem oy Ahmet Allah’tan oldu
Bizim kavuşmamız mahşere kaldı



KAR MI YAĞDI? TÜRKÜSÜ


Bundan yıllar önce o yılki kazancı kötü olan bir aile Ilıcaya gidemeyeceklerini anlayınca bir çare ararlar ve sonunda evlerinin çatı kiremitlerini satıp döndüğümüzde çalışır tekrar alırız diyerek, Ilıcaya gitmeye karar verirler. Biraz da yazın son dönemi olan güze denk gelir herhalde ki Ilıca’ya giderler. O devirde şimdiki gibi vasıta çok olmadığından, bir atlı araba veya fayton birilerini götürdüğünde dönerken de başkalarını getirdiği gibi , bir başkalarından da “ bizi falan zaman götürüver “ diye sipariş alırlarmış. Bilhassa Ilıca şehir merkezine en uzak kaplıca olduğundan oraya giden bir aile şehre 2 – 3 ay gelmezmiş. Bu olayın kahramanı aile de biraz zamanı uzatırlar ve Kütahya’ya döndüklerinde karşıdan bakıyorlar dağlar karla kaplı “ eyvah yandık “ çığlıklarıyla bir an önce evlerine koşarlar. Kapıyı açtıklarında tüm eşyalarının (Yatak, yastık, yorgan, kilim, minder, giyecekler v.b) kar sularından perişan hale geldiğini görüp otururlar ve başlarlar ağlaşmaya ;

Kar mı yağdı
Kütahya’nın dağına aman
Ateş düştü
Ciğerimin aman, bağına hey!

Diyerek ağıtlar yakarlar. Bu ağıt zaman içinde dilden dile dolaşarak türkü haline gelmiş ve Kütahya folklorunda birinci zeybek oyunu olarak yerini almıştır.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Kar mı yağdı Kütahya'nın dağına
Ateş düştü ciğerimin bağına
Gül donatmış şalvarının ağına

Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz
Yanar yüreğimin ateşi sönmez

Çubuğum yok yol üstüne uzatsam
Dermanım yok yar yolunu gözetsem
Menendin yok seni kime benzetsem

A dağlar ey dağlar laleli dağlar
Elleri koynunda bir gelin ağlar

Melek misin yeşil donlar giyersin
Cellat mısın tatlı cana kıyarsın
Çocuk musun el sözüne uyarsın

Açıldı çiçekler gelmedi yazlar
Elleri koynunda bir gelin ağlar

HEREKENİN BAĞLARI

 

Bu türküyü Kütahya türküsü olarak ifade edenler olsa da; Kütahya türküsü değildir. Bursa'nın Kütahya sınırındaki ilçesi olan Keles'in Hereke (Yeni adıyla Çay ören) köyü çıkışlıdır. Balıkesir'in Dursunbey kesiminde ve Kütahya'nın Tavşanlı, Domaniç kesimlerinde de bilinir. Mahalli kasetlerde vardır. Orijinal adı Hereke'nin Bağları'dır.

 

Türkünün sözleri şöyle:

 

Herekenin alt yanı da çeşmeli
Cavır cavır Fadime’yi fincana goyup âmânda içmeli

A Fadime’m nerden geliyorunda tarladan
Elmalı peşgir can Fadime’yi amanda parladan

Herekenin bağlarında üzüm yok
Varsın gitsin can Fadime de amanda gözüm yok

A Fadime’m nerden geliyorunda hemamdan
Terlemişsin ben bilemiyom amanda simandan

Herekenin alt yanında alanı
Garışmasın ayan ile amanda imamı

A Fadime’m nerden geliyorunda tarladan
Elmalı peşgir can Fadime’yi amanda parladan

A Fadime’m nerden geliyorunda hemamdan
Terlemişsin ben bilemiyom amanda simandan

 

 

Feyzullah kırca

Akbaşlar köyü / Dursunbey