Danişmendliler Beyliği (1092-1178)
Karesi beyliğini kuran Karasi
(Kara İsa) Dabişmentli soyundan geldiği için Danişmendli beyliğini de bilmek gerekir diyerekten bu kısmı
ilave ettim.
Anadolu'da fetihlere memur edilen Gazi Ahmed Bey,
Türkmenlere hocalık, öğretmenlik yaptığı için "Danişmend"
lâkabı ile anılıyordu. Danişmend Gazi Ahmed Bey, Kızılırmak ve Yeşilırmak dolaylarını ele
geçirmişti. Emir Danişmend'in Bizanslar ile bir
savaşta ölen Battal Gazî (öl. 740)'nin
neslinden geldiği söylendiği gibi, onun Anadolu fâtihi
Sultan Süleymân b. Kutalmış'ın dayısı olduğu da
rivayet edilmektedir. 1086'da Süleymanşah ölünce
gücünü arttırdı. I. Kılıçarslan'ın Haçlılarla yaptığı
Savaşlara katılarak başarı gösterdi. Antakya Prensi Bohemond'u
esir aldı ve Malatya'yı ele geçirdi. Bu prensin serbest bırakılmasını isteyen Kılıçarslan'la arası açıldı ve aralarında savaş çıktı. Bu
savaşta Gazi Ahmed Bey yenildi ve 1106'da öldü.
Bu Türkmen hanedanının kuvvet merkezi aslında, Kuzey Anadolu'da Tokat, Amasya
ve Sivas çevresinde idi.. Ancak Danişmend'in
asıl adının Taylu olduğu ve hocalık yaptığı
biliniyor. Buna göre Emîr Danişmend
1080 yılında Sivas'a gelmiş ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadan burada
yerleşmişti.
Daha sonra Yeşilırmak havzasında fetihlerde bulundu, Niksar'ı muhasara ve zabtetti (1097'den önce). Emîr Danişmend Anadolu'daki emîrler arasında mücadelelerden
yararlanarak devletinin hudutlarını genişletmiş, Haçlı Seferleri'nin başlaması
ile batıdan gelen bu yeni düşmana karşı çetin mücadelelere katılmıştır. Türkiye
Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan, İznik önünde doğuya
çekildikten sonra, Haçlılara karşı Emîr Danişmend ve Kapadokya Emîri
Hasan ile birleştiler. Bu müttefik Türk ordusu 1 Temmuz 1097'de Darylaeum (Eskişehir) civarında Haçlılara karşı savaşa
tutuştu, fakat Türkler ağır kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldılar.
Haçlıların ulaşamadıkları yerlerde Danişmendliler
faaliyetlerini sürdürdüler ve 1098 yılında Bayburt'u aldılar. 1101yılında
muhtelif batılı prenslerin idaresindeki üç büyük Haçlı ordusu peşpeşe Anadolu'ya girdi. Emîr Danişmend, Haçlılara karşı I. Kılıç Arslan
ile birleşerek onları perişan etti. Danişmend Gazî bu zaferlerden sonra derhal Malatya'nın üzerine
yürüyerek orayı zabtetti (1103). Danişmend
Gazî 1106 yılında öldü.
Yerine oğullarından Emîr Gazî geçti. I. Kılıç Arslan ise Danişmend'in ölümünden
yararlanarak Malatya'yı ele geçirmişti (1105). Ancak Türkiye Selçuklularının bu
üstün durumu I. Kılıç Arslan'ın ölümüne kadar sürdü
(1107). Emîr Gazî Selçuklu şehzâdelerinin taht
kavgalarına karışmış ve bu şehzâdelerden damadı olan Mes'ûd'u
destekleyerek, onun Konya'da sultan olmasını sağlamıştır (1116). Daha sonra
1127'de Kayseri ve Ankara'yı zabtetti. Böylece Emîr Gazî, Sultan Mes'ûd'un
arazisi dışında, Fırat'dan Sakarya kaynaklarına kadar
uzanan Orta ve Kuzey Anadolu'ya hâkim oluyor ve Danişmendliler
Anadolu'daki devletlerin en kudretlisi haline gelyordu.
Emîr Gazî daha sonra Çukurova'ya girerek Ermeni Leon'u itaate mecbur ediyordu (1131). Bizanslılar, Haçlılar
ve Ermenilere karşı zaferleriyle Türk-İslâm dünyasında haklı bir şöhret ve
hürmet kazandı. Bu sebeple Bağdad Halîfesi
el-Müsterşid ve Büyük Selçuklu sultanı Sencer onun
"melik" unvanını tasdîk etmişlerdi. Yerine geçen oğlu Melik Muhammed
de Haçlılar ve Ermeniler ile savaştı. Melik Muhammed'in ölümü ile (1142), Danişmend Devleti'nin temelleri taht mücadeleleriyle
sarsılırken, Anadolu'da üstünlük yavaş yavaş
Selçuklulara geçiyordu. Muhammed'in oğulları ile kardeşleri arasında taht
mücadeleleri başladı. Kardeşi Yağı-basan Sivas'da
kendisine hükümdar ilân ederken, öteki kardeşi Ayn
ed-Devle, Elbistan ve Malatya'da aynı yolu takip etmişti. oğlu
Zû'n-Nûn ise Kayseri'yi
aldı. Böylece bir müddet için Danişmendlilerde
birbirine rakip üç şube meydana çıktı.
Danişmendlilerin üçe bölünmesi Türkiye Selçuklu
sultanları için bulunmaz bir fırsattı. Bu durumdan yararlananların başında II.
Kılıç Arslan geliyordu. O, muhtelif zamanlarda Sivas
şubesinin işine karıştı. Nihayet 1169'da Kayseri ve Zamantı'yı
zabtetti. Zû'n-Nûn, Suriye'de Atabeg Nûr ed-Dîn Mahmûd'un yardımı ile
tekrar Anadolu'ya döndü ve Sivas şehri ile Danişmendli
ülkesinde hüküm sürmeğe başladı. Ancak Nûr ed-Dîn Mahmûd'un ölümü II. Kılıç Arslan
iyi bir fırsattı. Zû'n-Nûn'u
ortadan kaldırmak için önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Derhal harekete
geçerek Danişmendlilere ait Sivas, Tokat, Niksar ve
Amasya gibi şehirleri zabtetti (1175). Zû'n-Nûn ise Bizans imparatoruna
sığındı. Malatya'da ise 1162'de ölen Zülkarneyn'in üç
oğlu arasında anlaşmazlık mevcuttu. Bunlardan Nâsır
ed-Dîn Muhammed, bir süre II. Kılıç Arslan'ın vassalı olarak hüküm sürdü.
Daha sonra, II. Kılıç Arslan 1178'de Malatya'ya
giderek, Danişmendlilerin burada hüküm süren koluna
da son verdi ve böylece Anadolu'nun birliğini sağlamış oldu. Bundan sonra Danişmendli ailesine mensup emîrlerin
bir kısmı Selçukluların hizmetine girdiler. Danişmendlilerin
XII. yüzyılda yaptıkları câmiler orijinal şekilleri
ile zamanımıza kadar gelmemiştir. Onlara ait oldukları tespit edilen birkaç câmi, medrese ve kümbet vardır. Câmilerden;
Niksar Ulu Câmii, Kayseri Ulu Câmii, Kayseri Kölük Câmii ve Sivas Ulu Câmii
değişiklikler ve ilavelerle zamanımıza kadar gelmiştir. Danişmendlilerden
Yağı-basan biri 1151-2'de Tokat'da, öteki 1157-8'de
Niksar'da olmak üzere iki medrese yaptırmıştır. Danişmenlilerden
zamanımıza altı kümbet (türbe) kalmıştır. Bunlardan hanedanın kurucusu Emîr Danişmend'e nisbet edilen türbe Niksar'dadır ve ötedenberi
bir ziyaretgâh kabul edilmektedir.
Karesi Beyliği Veya Karesioğulları
Beyliği
Anadolu Selçuklu Devleti'nin gerilemesinden sonra Oğuz boyları tarafından Balıkesir-Çanakkale yöresinde kurulan Anadolu Türk Beyliğidir. Bu yöredeki ilk Türk devletidir.
Karesi Beyliği, komşusu olan Osmanoğulları Beyliği'nin genişlemesiyle bu beyliğe katılmıştır. Böylece Osmanlı hakimiyetine katılan ilk beylik olmuştur. İlerleyen dönemlerde Osmanlı Devleti içinde bu bölgede Karesi Sancağı kurulmuştur. Karesi beylerinin ve ileri gelen şahıslarının, Osmanoğullarının egemenliği altına girmelerini takiben, Osmanlı Devleti'nin Rumeli topraklarında yayılmasında büyük katkıları olmuştur. Balıkesir ili Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına kadar idari taksimatta Karesi ismini taşımıştır.
Konu başlıkları
4 Karesi Beyliği'nin toprakları
Bölgeye özel isim olan "Karesi" kelimesi de Kara
İsa adlı komutanın isminden doğmuştur.[8] on dördüncü asrın başlarında Balıkesir ve Çanakkale taraflarında
kurulmuş Türk beyliği. Bu âile soy îtibâriyle 11. yüzyılın ikinci yarısından sonra
Orta Anadoluda bir devlet kurmuş olan Melik Dânişmend Gâziye dayanır. Türkiye Selçukluları, Dânişmendlilerin 1175 yılında Sivas, 1178de Malatya koluna son vererek bu
devleti ortadan kaldırdı. Sonra Dânişmendli âilesi mensupları Selçukluların hizmetine girerek Bizans
hudutlarında uç beyi olarak vazîfe aldılar.
Karasi Beyliği Balıkesir, Aydıncık, Bergama, Edremid, Ayazmend, Bigadiç, Başkelenbe, Ezine ve Eski Truvaya
hâkim oldu. Karasi Bey, 1384te Türk fütûhatına karşı Bizanslılara yardıma gelen Katalanlıları Erdelde bozguna uğratarak, geri çekilmeye mecbur bıraktı.
Moğollar önünden kaçan Saru Saltuk
Türklerini kendi beyliği arâzisinde yerleştirmek
sûretiyle bölgedeki Türk nüfûsunun artmasına gayret etti.
Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Oğuz boyları, Anadolu'nun batısına yerleşmişler ve buralarda Uç Beylikleri kurmuştur. Uç Beyliklerinin görevi ise Anadolu Selçuklu Devleti sınırını korumaktır. Marmara sahilleri, Çanakkale bölgesi, Edremit Körfezi, Kizikos ile sınırlandırılan bu bölgeye, Anadolu Selçuklu Devleti'nin önemli komutanlarından Karesi Bey (Kara İsa), babası Kalem Bey ve Germiyanoğlu Yakup Bey, beraberinde büyük bir Türkmen grubu ile gelmiştir. Balıkesir ve çevresinin alınmasında Germiyanoğullarının katkısı olmuştur. Karesi Bey, Anadolu Selçuklu Devleti'nde Marmara ve Ege kıyılıarının yönetiminden sorumlu bir uç beyi olduğu için kendisine Sahiller Emiri anlamına gelen Emir-ül Savahil ünvanı verilmiştir. Karesi Bey'in soyu, Danişmendlilerin kurucusu olan Danişmend Gazi'den gelmektedir.[2][10] Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından önce diğer Uç Beyleri gibi Karesi Bey de Batı Anadolu'daki Büyük ve Küçük Misya'da bağımsızlığını ilan ederek, bölgede Karesi Beyliği'ni kurmuştur. Karesi Beyliği'nin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1296 ile 1300 yılları arasıdır. Fakat Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı uç beylerinin büyük bir çoğunluğu 1299 yılında bağımsızlıklarını ilan ettikleri için Karesi Beyliği'nin kuruluş tarihi 1299 yılı kabul edilmektedir.[3]
Bizans İmparatoru II. Andronikos Palaiologos, Batı Anadolu'daki Türk yayılmasını önlemek için Alanlar ile işbirliği yapmıştır. 1300 yılında oğlu IX. Mikhail Palaiologos komutasındaki Bizans-Alan kuvvetleri, Manisa'daki Gediz Nehri civarında karargâh kurmuşlardır. Karesi orduları ile savaşan Bizans-Alan kuvvetleri başarısız olmuş, Alanlar geri çekilip savaşı bırakmışlardır.[9] 1301-1302 yıllarında topraklarını savunamayan II. Andronikos Palaiologos, paralı asker olarak kiraladıkları adamları Karesi Türkmenleri üzerine salmıştır. 1304 Ocak ayının ilk günlerinde Bizans İmparatorluğu, Katalan Paralı Asker Birliği adlı bir askeri birlik kiralayıp bu askerleri Kizikos bölgesine göndermiş ve bu bölgenin altı mil ötesinde bir su kenarında eşleri ve çocukları ile yaşayan, Edincik bölgesine yerleşmek isteyen bir Türk boyunu katletmiştir.[2][11] Katalanların ani hücumuna uğrayan Türkler, beş bine yakın kayıp vermiştir. Katalanlar, on yaşın üzerinde bütün erkekleri öldürmüş, bölgeyi yakıp yıkmıştır.[12]
İlhanlı Devleti veziri Emir Çoban, Anadolu'ya teftişe geldiğinde Ulubey makamında bulunan Germiyanoğulları Beyi Yakup Bey kendine bağlı beyler ile birlikte Emir Çoban'ın makamına giderek bağlılıklarını arz etmişlerdir. Bu beylerin arasında Karesi Bey de vardır.[13]
Balıkesir'de bulunan Karesi Bey türbesi
Anadolu Selçuklu Devleti'nde Sarı Saltuk ismindeki bir reis kumandasında, 10.000 ile 20.000 arası nüfusları olan Batıni mezhebindeki[6] bir Türkmen aşireti, Sinop sahillerinden gemilere binerek önce Kırım'a oradan da Aktav Tatarlarının reisi Şehzade Nogay'ın emri ile Rumeli'deki Dobruca (Dobriçe) bölgesine ve 1264 yılında Kiligria-Romanya'ya geçmişler ve oralara yerleşmişlerdir.[14] Hoca Ahmet Yesevi'nin halifelerinden biri olan Sarı Saltuk, Hacı Bektaş-ı Veli'ye yardım için gönderilmiştir.[8] Sarı Saltuk'un 1280-1281'de Babadağ'da ölmesi üzerine, daha fazla Bulgar ve Rumların baskısına dayanamayan
Türkmenlerin bir kısmı 1306 yılında Ece Halil adlı bir reisin emrinde gemilere binip Trakya üzerinden Çanakkale-Lapseki Yöresi'ne geçmiştir.[14] Bütün eşya ve hayvanatıyla bu topraklara gelen Türmenler, Karesi Bey tarafından iyi karşılanarak Karesi ve havalisinde iskan edilmişler[3] ve beyliğin topraklarının değişik bölgelerine ve özellikle Kaz Dağı'nın kuzey eteklerine Dağobası ve Evciler bölgesine yerleşmişlerdir. Bu Türkmenlerin önemli bir kısmı da bugün Havran'a bağlı Sarnıçköy'nü yurt tutmuşlardır.[15] Bu halk Şamanist inanacına göre kutsal sayılan Kaz'ın adını da İda Dağı'na vermişlerdir.[14] Karesi topraklarına yerleşen Türkmenler, bölgedeki Türk nüfus ve kuvvetleri artmıştır. Karesi Bey, kendi ismiyle anılan Beyliğinin sınırlarını, Bizans İmparatorluğu'nun zayıflığından ve beraberinde bulunan Ece Halil'in adamlarından faydalanarak daha da genişletmiştir. Ayrıca İç Anadolu'da Moğolların saldırılarından kaçan Türk boyları da Karesi Beyliği'ne sığınmıştır. Bu boylar arasında Çepni boyları da mevcuttur.[3]
1308 yılında Bayramiç ve Ezine çevresinde bir Türkmen Prensliği kurulmuş fakat bu Beylik aynı yılda Karesi Beyliği'ne bağlanmıştır.[14]
Karesi Bey, 1330 yılından önce ölmüştür. Tam ölüm tarihi bilinmemektedir. Karesi Bey ölünce onun için bir türbe yapılmıştır. Karesi Bey'den sonra Beyliğin başına Aclan Bey geçmiştir. Aclan Bey zamanında, Osmanoğulları Beyliği ile iyi ilişkiler kurulmuştur. Hacı İlbey, Aclan Bey'in vezirliği hizmetinde bulunmuştur. Yine de Aclan Bey'in kimliği netlik kazanmamış, Demirhan Bey veya Yahşi Bey olduğu ileri sürülmüştür.
salak beylik gerizekalı bir beylik bu skın yazmayın ona göre Demirhan Bey geçmiştir. Aclan Bey'in ikinci oğlu Yahşi Bey ise Bergama'nın yöneticisi olmuştur. Aclan Bey'in küçük Dursun Bey ise Bursa'da Orhan Gazi yanında bulunmuştur. 1333 yılında seyyah İbn Battuta, Balıkesir'i ziyaret etmiştir. İbn Battuta seyahatnamesinde Demirhan Bey'den Mesalikü'l Ebsar ve Kitabü'l Tarif diye bahsetmiştir. Demirhan Bey, hem Marmara hem de Ege sahillerine kıyısı olan beyliğinde büyük bir donanma kurarak Rumeli'ye iki kere sefer düzenlemiştir. Karesi Bey'in ilk deniz seferi 1331 tarihinde 70 tekne ile Akdeniz'den Ferres'e (Ferecik, veya Kara Feriye) düzenlediği seferdir. İkinci deniz seferi ise 1333 tarihinde 60 tekne ile Akdeniz'den Aynaroz Yarımdası'na düzenlediği seferidir. Bu yıllarda Karesi Beyliği, deniz gücü bakımından komşusu olan Osmanoğulları Beyliği'nden daha güçlüdür. Demirhan Bey halkına kötü davranmıştır. Bu durumdan şikayetçi olan halk ve beyliğin ileri gelenleri; Bursa'daki Dursun Bey'i davet etmiştirler. 1345 yılında Orhan Gazi ile birlikte gelen Dursun Bey, Bergama kalesine sığınan abisi Demirhan Bey tarafından öldürülmüştür. Bu duruma çok üzülen Orhan Gazi, halkın ve ileri gelenlerin de isteği üzerine 1361 yılında Karesi Beyliği topraklarını Osmanlı topraklarına katmıştır.
Kalem Bey ile oğlu Karasi Beyin
hangi târihte vefât ettikleri belli değildir. Fakat bâzı kayıtlardan Karasi Beyin 1328
den evvel vefât ettiği anlaşılmaktadır. Karasi Beyden
sonra beyliğin büyük kısmı ile merkez Balıkesire oğlu
Demirhan hâkim oldu. Güneydeki Bergama ve havâlisi ise
kardeşi Yahşıhanın idâresindeydi. Karasi
Beyin üçüncü oğlu Dursun Bey ise, Osmanlı Hükümdârı
Orhan Gâzinin yanına sığındı. Yahşî Bey, Bizanslılara
karşı 1341 ve 1342 yıllarında iki defâ donanma ile Gelibolu Yarımadasına asker
çıkardıysa da muvaffak olamadı. Bizans hükümdârı Kantakuzen ile anlaşma imzâlayıp, geri çekildi. Yahşıhan, 1345 ten önce vefât
etti. Osmanlılara ilticâ eden Dursun Bey, kardeşi Demirhana karşı Orhan Beyden yardım istedi.
1345 yılında Orhan Bey ile berâber Balıkesir üzerine
yürüdüler. Demirhan Bergamaya kaçtı. Kardeşiyle
anlaşmak üzere Bergama önüne gelen Dursun Bey, kaleden
atılan bir okla vurularak öldürüldü. Bu durumdan son derece üzüntü duyan Orhan Gâzi, Balıkesir ve çevresini Osmanlı ülkesine katarak, Bergamayı kuşattı. Demirhan müdâfaayı
bırakıp teslim oldu. Bergamayı Osmanlı sınırları
içine alan Orhan Gâzi, Demirhanı
affederek Bursaya yerleştirdi. Bursada iki sene
kadar yaşayan Demirhan Bey, 1347 yılında vefât etti.
Karasi Beyliğinin Demirhana
âit kısmının Osmanlılara geçmesi üzerine tecrübeli Karasi ümerâsından Hacı İlbeyi, Evrenos Gâzi, Ece Halil ve Gâzi Fâzıl Bey, Osmanlı Devleti
hizmetine geçtiler. Bu beyler Osmanlı Beyliğinin Rumelide yayılmasında büyük gayret sarf ettiler.
Diğer taraftan Yahşi Beyin vefâtı ile Truva taraflarına
Süleymân Bey hâkim oldu. Süleymân Beyin Yahşı Han ve Demirhandan
hangisinin oğlu olduğu bilinmemektedir. Bizans tahtı için mücâdele
eden Kantakuzen, düşmanlarına karşı düştüğü zor
durumdan Süleymân Beyin 1343te gönderdiği kuvvetler sâyesinde kurtulabildi.
Yine 1345 yılında Kantakuzene yardıma giden Aydınoğlu Umur Beyin yanında Süleymân
Bey de vardı ve Rumeli sâhiline Karasioğulları
gemileri ile geçildi.
Süleymân Beyin Truva ve Çanakkale yöresindeki
hâkimiyeti 1360 yılına kadar devâm etti. Ancak 1361 yılında Osmanlı tahtına
geçen Birinci Murâd Han Karasioğullarına
âit bu sâhil bölgesini zaptetmek
sûretiyle beyliğe son verdi. Karasioğullarına dâir şimdiye kadar mevcut eser, kitâbe ve sikke
bulunamamıştır.
Karasioğulları Beyleri
Tahta Geçişi
Karasi Bey (takriben) ..............................
1297
Demirhan (Balıkesirde) ..............................
(?)
Şücaeddin Yahşihân (Bergamada)
............ (?)
Süleyman Bey (Truvada) ..........................
(?)
Osmanlı hâkimiyeti ................................
1360
Bugünkü Balıkesir Vilayetinin tamamı (Marmara Adaları hariç);
1.Balıkesir
2.Dursunbey
3.Edremit
4.Susurluk
5.Burhaniye
6.Ayvalık
7.Gömeç
8.Gönen
9.Sındırgı
10.Savaştepe
11.Bigadiç
12.Kepsut
13.İvrindi
14.Manyas
15.Gönen
16.Bandırma
17.Erdek
18.Havran
Bugünkü Çanakkale Vilayeti (Biga, Bozcaada ve Gökçeada hariç)
19.Ezine
20.Ayvacık
21.Bayramiç
22.Çan
23.Yenice
24.Çanakkale
Bugünkü İzmir Vilayetinden;
25.Bergama
26.Kınık
27.Dikili
Bugünkü Manisa Vilayetinden;
28.Soma
29.Akhisar
30.Kırkağaç
31.Demirci
32.Gördes
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Danişmend Ahmet Gazi |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
|
|
İsmail |
|
Gümüştekin |
|
Melik Gazi |
|
İbrahim |
|
Yağısıyan |
|
|
|
||||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||||||
|
|
Melik Mehmed |
|
|
Yağan |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
Muzaffereddin |
|
|
|
|
|
Zülkarneyn |
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
Nizameddin |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
Yağdı Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
Kalem Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
Karesi Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
Aclan Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||
|
|
Yahşi Bey |
|
|
|
|
|
Demir Han Bey |
|
Dursun Bey |
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
Süleyman Bey |
|
|
|
|
|
Cuce Han Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
Mustafa Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||||||
|
|
Kutlug Melik |
|
İsa Bey |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||