Dümbecik Hasan ve Çocukları Bütün dünya edebiyatlarında "Hansel ile Gretel,Oduncunun Çocukları,Çikolata Ev" adlarıyla yer bulmuş ünlü masalın köyümüzde anlatılan biçimi bu "Dümbecik Hasan"...Bu masalın bütün ülkelerin kültürlerinde yer etmiş olması iletişimle olmamıştır.Haberleşmenin ve ulaşımın bu denli gelişmiş olmadığı eski çağlarda bile bu masalların anlatılmış olması bunların sonradan öğrenilmediğini açıklar.Bu da şu demektir: Vakti zamanında insanlar bu kadar milletlere bölünmemişken ortaya çıkan bazı sözlü edebiyat ürünleri dilden dile geçmiş.Göçlerle dünyanın her tarafına taşınmış. Çok eski zamanlarda yöremizdeki bir köyde düğünlerde çalgıcılık yaparak geçinen bir Hasan varmış.Bu Hasan ve eşinin bir türlü çocukları olmazmış.Çocukları olması için adı duyulmuş bir hocanın yanına gitmişler bir gün.Hoca okuyup üfledikten sonra Hasaqn ve karısına bir öğüt vermiş.Öğüt şöyleymiş:
- Eve varınca bir kazan nohut kaynatın ve kaynamış nohutları kilimin altına serpin.Her yer çocuk oluverir.
Hasan ve karısı eve varınca hocanın dediğini yapmışlar ve bir kazan dolusu nohut kaynatmışlar.Kaynayan nohutları odanın ortasındaki kilimin altına serpmişler.Bir iki dakika geçmeden her yerden çocuk sesleri gelmeye başlamış.Hasan ile karısının istemedikleri kadar çocukları olmuş.Çok sevinmişler.Onlar bir tane isterken bir sürü olmuş.Kimi sarışın,kimi kumral,kimi esmer...Hasan'ın karısı çocuklara yufka ekmeği pişirirmiş ama çocuklar daha hamurken yufkaları sacın üstünden kapıp yermiş.hasan ve karısı bu kadar çocukla başa çıkamamışlar ve bu çocuklardan bazılarını ormana götürüp bırakmaya karar vermişler.
Ertesi sabah Hasan çocuklardan bazılarını yanına almış ve "Odun toplamaya gidiyoruz." diyerek ormana götürmüş.Akşama kadar çocuklarla beraber dolaşmış, odun toplamış.Akşam olana yakın çocuklara:
- Yavrularım; ben şu ilerideki sapa yere kadar gidip geleceğim.Siz yorulmayın.Bu ağacın dibinde beni bekleyin.
demiş.Ağacın bir dalına da boş bir su kabağı asmış.Ve:
-Bu kabağın içine bir taş koydum.Beni çağırmak istediğinizde bu kabağı tangırdatın.Ben gelirim.
demiş.Çocukları bırakarak oradan uzaklaşmış.Aradan saatler geçmiş ama Hasan dönmemiş.Çocuklar kararan hava ile birlikte üşümeye,korkmaya başlamışlar.Acıkmışlar.Çareyi kabağı tangırdatmakta bulmuşlar.Bir taraftan kabak tangırdamış bir taraftan da:
- Tan tan eden kabacığım! Bizi aldatan babacığım!
diyerekten bağırışmışlar çocuklar.Bağırmaları duyan olmamış ne yazık ki.Çocuklar da oradan ayrılmışlar ve gece vakti ormanda ilerlemeye başlamışlar.Bir yandan da bağırıyorlarmış:
-Babaaaaaa ! Babaaaaa!
diye...Onların bu bağırmalarına bir yanıt gelmiş derinlerden.Çocuklar da heyecanla sormuşlar:
- neredesin?
Derinden gelen ses yanıtlamış :
- Gazellidere'deyim.
Çocuklar sesin geldiği yöne doğru ilerlemişler.Bir vakit sonra bir ateş başına gelmişler.Ateşin başında Dodeş adıyla bilinen dev oturmaktaymış.Bu Dodeş kötü üne sahipmiş.Amacı çocukları semirtip yemekmiş.Çocuklar ise devden daha akıllı çıkmışlar.Dev çocukları doyurmuş önce.Sonra uyutmak istemiş.Dev uyutmak istedikçe çocuklar:
- Annem uyumadan önce bize su içirirdi.
demişler.Dev de uyusunlar diye kaplar dolusu su getirmiş.Çocuklar ise deve zorluk çıkarmakta kararlıymış:
-Annem suyu kalburla getirirdi.
demişler.Dev de eline geçirdiği kalburla su getirmeye koyulmuş.Kalburla su gelir mi? Bayağı uğraştıktan sonra sinirlenmiş.Çocukların niyetini anlamış.Onları ceviz dolu bir sandığa kapatmış.(devamı gelecek) Erdinç ÇOLAK-Hasanlar Köyü |
|
| Bu Yazı 178 kişi tarafından okundu. | |